Edit Content

Copyright© 2025 Ersel Kocaboz, Tüm hakları saklıdır.

Sorumluluk Sahibi Çocuklar Yetiştirmenin Yolları

Sorumluluk Sahibi Çocuklar Yetiştirmenin Yolları

Anne-babaların çoğu, çocuklarını gelecekte “sorunlu” değil, “sorumlu” bir birey olarak görmek ister. Yetişkinliğe adım atan pek çok insanda karşılaştığımız en büyük eksiklik “yeteneksizlik” değil, “sorumsuzluk” oluyor. Peki sorumlu bir birey olmak ne anlama gelir?

  • Önce kendine karşı sorumlu olmak: Kendi beden ve ruh sağlığını önemsemek.
  • Çevresine karşı sorumlu olmak: Verdiği sözü tutmak, insanları kırmaktan kaçınmak, anlayışlı davranmak.
  • İçsel motivasyonla hareket etmek: “Elimden gelenin en iyisini yapmalıyım.” düşüncesini benimsemek.

Bu hedefe ulaşmak isteyen ebeveynler için en kritik noktalardan biri, sorumluluğun yıllar içinde kazanılan bir özellik olduğunu unutmamak. Eğer bir birey 25 yaşına kadar hiçbir sorumluluk almamışsa, bir sabah uyanıp “Bundan sonra tüm işleri ben üstleneceğim.” deme ihtimali oldukça düşüktür. Bunun için çocukluk çağından itibaren ailede uygun bir ortam oluşturulması gerekir.

Erken Yaşlarda Görev Vermek

Çocuklara, yaşlarına ve gelişim özelliklerine uygun görevler vermek son derece önemli. Eğer bunu sonradan, “Bu da senin görevin olsun.” diye dayatırsanız, çocuk direnç gösterebilir. Ama aile içinde herkesin katkıda bulunduğu bir atmosfer varsa, çocuğun da normali, bu sürecin doğal bir parçası olmak olacaktır.

  • Örnek: 6 yaşındaki bir çocuğa tüm evi temizletmeye kalkmak istismar boyutuna girer. Fakat ev temizlenirken çocuğa bir toz bezi verip “Hadi sen de oyuncaklarının tozunu al, onlar da kirlenmiş olabilir.” derseniz, çocuk bunu bir oyun havasında ve yetişkinleri model alarak yapar. Bu sayede gelecekteki rollere hazırlanır.

Sorumluluk Genişledikçe

Çocuğun motor gelişimi arttıkça kendi yemeğini yemesi, dişlerini fırçalaması, giyinip soyunma gibi işleri tek başına yapması beklenir. İlerleyen dönemlerde okul ödevlerini zamanında yapma, toplumsal rollere uyum sağlama gibi görevler bu süreçle birlikte karmaşıklaşır.

  • Ebeveynlere düşen rol, sabırlı bir gözlemci olmak ve çocuk yardım istediğinde rehberlik etmektir.
  • Anne-babanın genel tutumu, çocuğun sorumluluk duygusunu kazanmasında ana belirleyici faktör olur.

Aşırı Korumacılık ve Mükemmeliyetçilik

Eğer anne-baba aşırı korumacıysa ve çocuğun bir şeyleri kendi başına denemesine fırsat vermiyorsa, o çocuk öncelikle “başarısızlık” duygusuyla tanışır ve özgüveni zedelenir. Mükemmeliyetçi aileler de çocuğun hata yapmasına tahammül edemediklerinde, çocuk cesaretini yitirir.

  • Yemek yerken üstüne biraz yemek dökülmesinin büyütülmesi,
  • Sürekli “Diğer çocuklar ne kadar başarılı, sen yapamıyorsun.” kıyaslaması,
  • Yapılan işte hep eksiğin aranması,

gibi tutumlar çocuğu ergenlik çağına geldiğinde bile yeni şeyler denemekten alıkoyabilir ve sorumluluktan kaçmaya itebilir.

Aile İçi Rol Dağılımı

Ev işlerinin sadece bir ebeveynin (özellikle annenin) üzerine yıkıldığı, diğer bireylerin hiçbir sorumluluk almadığı bir ortamda çocuklar da sofrayı hazırlarken veya başka bir konuda fazla katkıda bulunmak istemez.

Hata Yaparak Öğrenmek

Çocukların “hataların gelişim için doğal ve gerekli” olduğunu hissedebileceği özgür bir ortamda yetişmesi, emek ve çaba göstermesinin ödüllendirilmesi, yeni şeyler denemeye teşvik edilmesi çok değerlidir. Gerektiğinde rehberlik sunulması ancak çocuğun özgür iradesini de kullanmasına izin verilmesi, sorumluluk almayı doğal bir süreç hâline getirir.

Sonuç

Tüm bunları yaptıktan sonra çocuğunuzun geleceği için endişelenmek yerine, onun büyüme sürecini keyifle izleyin. Çünkü sağlıklı bir aile ortamında, doğru destek ve yönlendirmeyle yetişen çocuk, sorumluluk bilinci yüksek, özgüvenli bir yetişkine dönüşme yolunda sağlam adımlar atar. Unutmayın, bugünün minik adımları yarının umut dolu günlerine gebedir.

Paylaş: